Eski adı”KÜLLÜK”olan beldenin ismi 1933 yılında Başbakan İsmet İNÖNÜ ve Mareşal Fevzi ÇAKMAK tarafından “GÜLLÜK” olarak değiştirilmiştir.
Güllük o tarihten sonra yerleşim yeri olarak dikkat çekmiştir.Osmanlı Devleti döneminde ticaretle uğraşan Rumların ithalat ve ihracat limanı olarak kullanılmış,Rum tacirlerin yaptırdığı depo binaları ve birkaç evden ibaret olan bir kimliğe bürünmüştür.Bu gün bu depolardan pek çoğu dükkan,kahve,lokanta olarak kullanılmaktadır.

Kurtuluş savaşından sonra Yunanistan da yaşayan Türklerle,Güllük’te yaşayan Rum vatandaşların değişimi sonunda, beldeye Girit, İstanköy ve Mora’dan gelen Türk aileler yerleşmiştir.Böylece Güllük ilk kez “yerleşim kimliği”kazanmıştır. İlerleyen yıllarda göçebe Yörük ailelerden bir çoğu yerleşik duruma geçerek Güllük nüfusuna katılmıştır.

Güllük Atatürk’ün sağlığında büstü dikilen ilk köylerden biridir.Buda Atatürkçü ve ilerici kimliğin bir göstergesidir. (29 Ekim 1935) Beldeye daha sonraları Bodrum ve çevresinden,Milas ve köylerinden göç dalgaları başlamış,son yıllarda kurulan yapı kooperatifleriyle büyük kentlerden-önceleri tatil amacıyla gelen daha sonraları yerleşenlerle nüfus yoğunluğu artmıştır.

ÇOĞRAFİ ÖZELLİKLER

Ege Bölgesinin genel özelliği olan,dağların denize dik olarak uzanmasıyla oluşan dantel gibi koylar,Güllük Körfezini süslemektedir.Güllük’teki yükseltiler dağ özelliğinden çok,tepe özelliği taşır. Körfez içinde; Tavşan, Büyük ada, Domuz, Yılan, Metelik ve Salih adaları yer almaktadır.
Bitki örtüsü makiliktir. Ancak gölgesinde piknik yapabileceğiniz çam korulukları da bulunmaktadır. Bu nedenle belde yaz-kış yeşil doğasını korur. Rakım ortalama 10 m kadardır.Tepelerde zeytinlikler ve çam türlerinin yanı sıra; yaban çileği mersin, çitlenbik, böğürtlen, defne, sakızlık vb. fundalıklar; tırfıl, dere dikeni, kanyaşı, ayrık,topalak,sirken,yabani yulaf, narpız, semiz otu, köremen (yabani pırasa), ısırgan otu, kaz ayağı, balık, kuş yüreği, baldıran,deve tabanı,nane,kuzu kulağı,sarmaşık, tilkişen (yabani kuşkonmaz), rezene, sarı ot, ebe gömeci, kenker, hardal, yabani radika vb. otlar; nergis, sümbül, gülhatmi, papatya, mine türleri (yabani orkideler), kapari, yaban laleleri, gelincik, azan çiçekleri, kantron vb. pek çok çiçek türlerini görebilmek mümkündür.
Bahçelerde ise en çok gül, karanfil, sardunya, begonvil türleri yetişmektedir. Bitki örtüsündeki bu zenginlik, Güllük Körfezindeki balık çeşitlerinde de kendini gösterir.

Bu nedenle olta balıkçılarının tercihi olan beldede en çok; kefal, çipura, lidaki, levrek, Karagöz, sargöz, ısparoz, lagos, dilbalığı, yılan balığı, kerpe, kız balığı, zargana, sarpa vb. balık türleri yakalanır. Deniz suyunun tuzluluk oranı, ne Akdeniz kadar çok tuzlu nede Marmara ve Karadeniz kadar az tuzludur.Deniz sezonu boyunca çevredeki en ılık su Güllük’te dir.

HERMİAS VE YUNUS EFANESİ

Güllük körfezinde,bundan yıllar önce mutlu insanlar yaşarmış.Burada herkes birbirini tanır, üzüntüler ve neşeler paylaşılırmış. Çocuklar hep birlikte oynarmış. Hermiyas da bu çocuklardan biriymiş.Güllük’ün en güzel çocuğuymuş. Birtek annesinden başka kimsesi yokmuş. Annesi onu her türlü kötülükten, korkulardan korur, yanından ayırmazmış.
Günlerden bir yaz günü Hermiyas’ın arkadaşları evlerine gelip; ”Haydi Hermiyas denize gidelim” demişler. Hermiyas annesinden izin istemiş ama annesi;”olmaz bir tanem”demiş.Bunu duyan çocuklar başlamışlar alay etmeye;
Annesi bırakmaz ki on’u…
Kaçamaz ki bizimle…
Anne kuzusu o…
Kızlar gibi….
Ve hep bir ağızdan türkü söyler gibi başlamışlar;
Deniz çekiyor bizi,
Biz Güllük’ün çocuklarını,
Ama ne diyelim,
Yaz güneşi de tepemizde,kavurur
Ayaklarımızı.
Toprak gibi çeker bizi Ege
Haydi çocuklar denize,
Haydi Hermiyas denize!
Arkadaşlarının bu söyledikleri Hermiyas’a çok dokunmuş.Bunu anlayan annesi”Hermiyas’ım”demiş “Haydi sende git denize ama ne olur açılma,deniz bu ne yapacağı bilinmez.”
Hermiyas sevinçle arkadaşlarına katılmış. Ege’nin tuzlu suları çocuk sesleriyle dolmuş.Çocuklar kendilerini serin sulara bırakmışlar.Rüzgar hafif hafifi esiyormuş. Çocuklar yüzerek birlikte açılmışlar. Bir süre sonra kıyı çocuk sesleriyle yeniden şenlenmiş.Ama aralarında Hermiyas yokmuş. Kara haber tez yayılmış. ”Hermiyas’ı Ege aldı” diye herkes kıyıya koşmuş. En usta balıkçılar denize açılmış. Körfezin heryeri karış karış aranmış ama Hermiyas bulunamamış. Zavallı annesi bağrına taş basıp Hermiyas’ın yokluğunu reddetmiş ve dönüşünü beklemeye başlamış.
Günlerden bir gün,bir balıkçı kıyıya telaşla gelmiş.”Gördüm gördüm, Hermiyas’ı gördüm” diye müjde vermiş.”O halde niye getirmedin?”diyenlere;”nasıl getirebilirim? Yunusun sırtındaydı ben yaklaştıkça denize dalıp, uzaklaşıyordu”demiş
Balıkçıya kimse inanmamış.”Yunus sırtında insan mı taşır?Sen rüya görmüşsün”demişler.
Ama günlerden bir gün Hermiyas’ın döndüğünü herkes duymuş. Kumsala koşmuşlar. Hermiyas kumsalda sessizce yatıyormuş,yanı başında yunusuyla birlikte.Anlamışlar ki balıkçının anlattığı balık budur.
Yaşlı bir Güllük’lü topluluğa şöyle demiş;
“Şu gördüğünüz üzerinde iyi düşünün. İşte dostluk budur. Oynaşırlarken birlikte, yüzgecinin boynunu kestiği Hermiyas’ın ölümü,bu yunusuda ölüme götürmüş. O dostunu hiçbir koşulda terk etmemiş. Yaşamda da,ölümde de birlikte olmayı yeğlemiş”
Durumdan etkilenen o devrin Güllüklüler’i, Hermiyas’la yunusun altından yontusunu yaptırmışlar. Sikkelerini de kazımışlar. Onları ölümsüzleştirmişler.
Derler ki; bugün Selçuk Müzesinde teşhir edilen yontu”heykelcik bu anının simgesidir.
Hermiyas ve Yunus evrensel bir dostluk efsanesidir.

KONUM

Güllük Türkiye’nin güney batısında, Ege Bölgesi’nin güneyinde,Muğla ilinin Milas ilçesine bağlı şirin bir sahil beldesidir.
Milas-Bodrum kara yolunun 16.km sindeki sapaktan sağa dönüp 8 km daha yol aldığınızda, güneşin yada ay ışığının yakamozlar oluşturduğu Güllük körfezini kuşatan bembeyaz evleri ve yemyeşil doğasıyla Güllük sizi karşılar.
Güney Ege’nin tarihi, turistik merkezlerine son derece yakın olan Güllük, doğa aşıklarının gerçek dinlencesi olmaya aday, bakir beldelerden biridir. Belde merkezinden, Milas-Bodrum Havaalanı 9km, Bodrum 43 km, Milas 24 km, İzmir 224 km uzaktadır.

NERELERİ GEZEBİLİRSİNİZ

GÜNLÜK MAVİ TUR
Çarşı içindeki , limana bağlı teknelerle her gün, körfez içi mavi turlar düzenlenmektedir.Gruplar isterlerse, gezi yolu-kapsamını-değiştirebilirler.
Zaman zaman Didim, Bodrum Yarımadasının kuzey bölümüne de geziler düzenlenebilir. Son yıllarda”mehtap turları” Bodrum yarımadasının kuzeyindeki turistik köylere”eğlence turları” da düzenlemeye başlanmıştır.

İASOS ÖREN YERLERİ
Teknelerle İasosa gidip,tarihi güzellikleri gezip inceleyebilir ve restoranlardan birinde balık yiyebilirsiniz.

BOĞAZİÇİ KÖYÜ
İster tekneyle,ister karayoluyla gidebilirsiniz.Köy ortamı içerisinde dağlardan kopup gelen kekik ve defne kokuları arasında,denizle kucak kucağa rakınızı içip,kekikli zeytin eşliğinde balığınızı yiyebilirsiniz.

MİLAS
Karayoluyla gidebilirsiniz. Karya, Osmanlı ve Selçuklu eserlerini inceleyip,yörenin en zengin pazarı olan “Salı Pazarı”nı gezebilirsiniz.Bir Anadolu kentinde görmek istediklerinizi görür,duymak istediklerinizi duyar,almak istediklerinizi alabilirsiniz.

BODRUM
Kara yoluyla gece ve gündüz gidebilirsiniz.Gündüz gezer,gece eğlenir sonra Güllük’e gelir dinlenirsiniz.

İNCİRLİ DERE PİKNİK SAHASI
İncirlidere vadisinde 1981’den beri süre gelen ağaçlandırma çalışmaları sonucu oluşturulan koruluk,bugün piknik ve mesire yeri olarak halka açık alandır. Hıdırrellez ve çeşitli bahar eğlenceleri burada düzenlenmektedir. Yazın en sıcak günlerinde bile burada serin saatler geçirebilirsiniz.

GÜLLÜK-LEROS
Leros, düz doğrultuda,Güllük’ün tam karşısında yer alan Yunanistan’a ait bir Ege adasıdır.Güllük-Leros dostluğu 1986 yılında Yunanistan’ın Leros adasındaki Aigo Marina İlkokulunda çalışan Costos Aslanidis isimli bir öğretmenin girişimiyle başlamıştır.O zaman rahmetli Milli Eğitim Bakanımız Avni AKYOL’a iletilen başvuru olumlu karşılanmış ve iletişim başlamıştır.
Güllük’lü çocuklar,Öğretmenler ve halk arasında yürütülen yazışmalar kendi dillerinde yapılmış ve Türk dostu Leroslu Yorgos Palabıyık ve İstanköy doğumlu,Yunanca bilen Güllük’lü Yadigar Yıldıran tarafından tercümeleri yapılmıştır.
Leroslu öğretmenler ve Güllük’lü öğretmenler karşılıklı ziyaretlerde bulunmuştur.1988 yılında da “Abdi İpekci Dostluk ve Barış Ödülü”iki okula,Atina’da düzenlenen törende verilmiştir.Bu törende Güllük’ü o zamanki okul müdürü Saniye Yiğit temsil etmiştir.
24-27 Eylül 1999 yılında Leros’ta restoresi tamamlanan “Patrik Evi”nin açılış törenine Güllük İlköğretim Okulu Folklör ekibi davet edilmiştir.Fener Patriğinin katıldığı törende,Yunanlı çocuklarla birlikte gösteri yapan Güllük’lü öğrenci ve öğretmenler büyük ilgi görmüşlerdir.
Ertesi yılda “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı”na Leroslu çocuklar ve öğretmenleri katılmış, bayram törenine gösterileri ile renk katmışlardır.
Güllük-Leros dostluğu her ortamda ve her durumda kesintisiz olarak yürütülmektedir.